GENÇLİK DEYİNCE akla hemen ‘sorun’ kelimesini getirmek; gençliği ‘sorunları’ ile tanımlamak, herhalde bir modern zamanlar hastalığı. Halbuki bu algının içindeki bir harf eksilse, daha doğrusu fazladan eklenmiş bir harf kaldırılsa, gençliğe dair daha sahih bir tanıma kavuşulmuş olacak.
‘Sorun’ değil, ‘soru’dur gençliği asıl tanımlayan. ‘Sorun’ gibi görünen tarafı da bu sebeptendir. Yaşı daha ileri olanlar dönüp bir kere daha sorgulama ihtiyacı hissetmeksizin mutad bir akış üzere hayatlarına devam ederken, genç soru sorar. Âlemlerin Rabbi, onun bunun etkisinde kalmadan sırf kendi iradesiyle O’nu Rab olarak bilsin; ‘taklidiyle’ değil, ‘tahkikiyle’ Rabbini tanıyıp yalnız ve ancak O’na ibadet edebilsin diye, sormayı ve sorgulamayı ilham eder gençlere. Çocukluktan gençliğe geçerken, her insanın neredeyse ‘elinde olmadan,’ ‘kaçınılmaz bir şekilde’ soru soruyor, hazır cevaplara ise itiraz yöneltiyor olması bu sebeptendir.
Sorusu olan, ikna edici cevaba ulaştığında ancak sükûn bulur, dingin bir ruh iklimine kavuşur. Bu bakımdan, genç deyince akla gelen ‘sorun’lar da, gencin






Spiritüel Psikoloji söyleşisi